SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI KACIR İLE ASTRONOT GEZERAVCI ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU

   
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Afyonkarahisar Valiliği ve Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) iş birliğinde düzenlenen “Türkiye’nin ilk astronotu öğrencilerle buluşuyor” etkinliği Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın teşrifleriyle Atatürk Kongre Merkezinde gerçekleştirildi.

Etkinliğe; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türkiye’nin İlk Astronotu Alper Gezeravcı’nın yanı sıra Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, Afyonkarahisar İkmal ve Garnizon Komutanı Tuğg. Numan Yöner, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Mehmet Zeybek, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurullah Okumuş, Afyonkarahisar Vali Yardımcısı Taner Bolat, Baro Başkanı Turgay Şahin, AKÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şuayıp Özdemir ve Prof. Dr. Murat Peker, AKÜ Personeli, üniversite, ilk ve ortaöğretim öğrencileri katıldı.

“Türkiye’nin uzay yolculuğu süreci daha hızlı bir şekilde devam edecek”

Programın başlangıcında selamlama konuşmasını yapan Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Türkiye’nin uzay yolculuğuna hızlı bir şekilde girdiğini ifade etti. Karakaş, “Türkiye’nin uzay yolculuğu süreci, inanıyoruz ki daha hızlı bir şekilde devam edecek. Üniversite olarak bu süreçte Türkiye’nin uzay yolculuğuna her türlü katkıyı yapmaya hazırız” dedi.

“Tekno seferberlik, gençlerin eliyle gelişmeye devam edecek”

Daha sonra söz alan Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı ise gençlerin, öğrencilerin, öğretmenlerin, tüm Afyonkarahisar’ın coşkusunun heyecan ve mutluluk verici olduğunu ifade etti. Yiğitbaşı  konuşmasında, bu coşkunun ve gururun kaynağının Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonuyla ilgili olduğunu kaydetti.  Yiğitbaşı sözlerine şöyle devam etti:

“Cumhuriyetimizin ikinci asrında, Türkiye’nin yeni yüzyılında, Sayın Bakanımızın destekleriyle, Sayın Alper Gezeravcı’nın öncülüğünde hep birlikte, birlik ve beraberlik içerisinde gerçekleştirdiğimiz bu önemli adım, bu önemli görev, ülkemizin yeni asırda sahip olacağı misyonun ve vizyonun da göstergesi olacaktır.  Yeni yüzyılı inşa edecek gençlerimize de bu yolda çok çok önemli vazifeler düşmektedir.”

Vali Yiğitbaşı, konuşmasında gençlere seslenerek, “Ülkemizin son yıllarda başlattığı milli teknoloji seferberliğinde bu yükü omuzlayacak ve taşıyacak olan sizlersiniz. Üniversitelerimizde, amfilerde ve atölyelerde yaşanacak olan tekno seferberlik bugün tarihi bir uzay yolculuğuyla taçlanmıştır. Şurası bir gerçek ki, bu tekno seferberlik siz gençlerin eliyle gelişmeye ve çok daha ileriye taşınmaya da devam edecektir. Aziz milletimizin ve devletimizin sahip olduğu kaynak ve potansiyel gerek teknoloji atılımında, gerek uzay yarışında çok daha ön sıralarda yer almayı hak edecek yeterliliktedir. Bu anlamda bu vazifeyi sırtlanacak siz gençlerimizi şimdiden destekliyor ve tebrik ediyorum. Devlet olarak her zaman arkanızdayız, yanınızdayız” dedi.

“TEKNOFEST kuşağı ile nice başarılara imza atacağız”

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise Türkiye’nin yüksek teknolojiyi rekabetçi bir şekilde geliştirebilecek ve dünyaya ihraç edebilecek bir ülke olmasını sağlama konusunda geliştirilen tüm projelerde gençleri ve TEKNOFEST kuşağını gördüklerini ifade etti. Kacır, Cumhuriyetin erken dönemlerinde milli havacılık adına çok önemli projelere imza atıldığını hatırlatarak “Nuri Demirağ bizden 60 yıl önce, Atatürk Havalimanında gök şenlikleri düzenlemişti. Yerli uçaklar üretmek için girişimde bulunmuş bir isimdi. Sivas ve İstanbul’da gök okulları açmıştı. Uçak üretecek mühendisler ve pilotlar yetiştirmek istemişti. Tüm bunları biliyoruz. Ürettiği uçaklar olduğunu kitaplardan biliyoruz” dedi. Kacır konuşmasında 83 yıl önce Etimesgut Havalimanında bir uçak fabrikası kurulduğunun ve bu fabrikanın üretime 9 yıl boyunca devam ettiğinin de altını çizdi. Kacır, Vecihi Hürkuş’un TBMM tarafından 3 kez takdir almış bir istiklal kahramanı olduğuna dikkat çekerek, Hürkuş’un da uçak üretmek istediğini ancak imkan bulamadığını söyledi. Kacır, “Bu ülkenin neye ihtiyacı varsa biz kendi evlatlarımızın akıl ve alın teri ile üretilmesini sağlayacağız ve devlet iradesi ile de arkalarında dimdik duracağız. Bu ülke ‘Akıncı’ları ‘Bayraktar’ı, ‘Aksungur’u, ‘Anka’yı, ‘Hürkuş’u, ‘Hürjet’i, ‘Atak’ı, ‘Kağan’ı, ‘Gökbey’i, ‘Kızılelma’ları üretmiş, Türkün imzasını gökyüzüne atmıştır. Bizim evlatlarımızın diğerlerinden geri kalan hiçbir yanı yoktur. Yeter ki onların önünü açalım. Sizlerle, TEKNOFEST kuşağı ile nice başarılara imza atacağız” diye konuştu.

“Türkiye’ye nice başarılar kazandıracağız”

TEKNOFEST yarışmasına 2023 yılında 1 milyon gencin başvurduğunu söyleyen Kacır, “Bu seneye kadar kırılması zor bir rekora imza attığımızı düşünüyorduk. 2024’te ise TEKNOFEST’e, 1 milyon 600 bin Türk genci başvurdu. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir toplumsal seferberlik ruhu, böyle bir teknoloji etkinliği yoktur. Dolayısıyla bu ruhla, bu inançla, bu coşkuyla bu güzel topraklara, Türkiye’ye nice başarılar kazandıracağız. Yeter ki siz bu yolculuktan dönmeyin. İstiyoruz ki havacılıkta nasıl başarılı olduysak, uzay teknolojilerinde de aynı başarıya ulaşalım. Bu anlamda 20 yılda çok önemli kazanımlar elde ettik. Önemli bir birikim kazandık” şeklinde konuştu.

Kacır, 2000’li yıllarda sağlam iradenin, ‘Türkiye kendi uydularını geliştirecek, kendi uydularını kendi evlatlarıyla üretecek’ dediğini ve bu yönde başarılar elde ettiğini vurgulayarak “Önce görüntüleme uydusunda ortak üretime dahil olduk. Sonra RASAT Görüntüleme Uydusunu ve Göktürk Görüntüleme Uydusunu yerli olarak ürettik. Nihayetinde tüm kritik alt sistemleri ile yerli ve milli görüntüleme uydusu İMECE’yi Cumhuriyetimizin 100. yılında, 2023’te uzaya göndermeyi başardık. Ama durmuyoruz, daha yapacak çok işimiz var. Şimdi 8 Temmuz 2024 haftasında Türkiye’nin ilk milli haberleşme uyduyu TÜRKSAT 6A’yı uzaya göndererek kendi haberleşme uydularını yapabilen 11 ülkeden biri olacağız” dedi.

“Uzay alanında dev bir ekosistem inşa edeceğiz”

Türkiye’nin hibrit roket motoru teknolojisinde dünyadaki ilk 4 ülkeden biri olduğunu söyleyen Kacır, “Önümüzdeki yıllarda gerçekleştireceğimiz ay projesi ile bu teknolojiyi uzayda gerçekleştirebilen ilk ülke olmayı hedefliyoruz. Bunu başarabilirsek, uyduların yörüngeler arası transferini sağlayan uzay araçlarını Türkiye’de üretme imkânına sahip olacağız. Türkiye savunma sanayinde nasıl dev bir ekosistemi inşa ettiyse, bugün 3000’den fazla savunma sanayi girişimimiz, 80 binden fazla insan kaynağımız bu sektörde Türkiye’yi adım adım liderliğe taşıyorsa; uzay alanında da benzer bir ekosistemi inşallah hep birlikte inşa edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin tüm milli teknoloji hamlelerini devletimizin güçlü iradesiyle sahiplenirken, 2021 yıllında Milli Uzay Programını tüm dünyaya ilan etmişti. Bu programın pek çok hedefi var” dedi. Küresel uzay ekonomisinin kısa sürede 1 trilyon dolarlık büyüklüğe erişmesinin beklendiğini kaydeden Kacır, “Uzay, teknolojik doğurganlığı açısından çok değerli. Bugün dünyada kullandığımız pek çok teknoloji, daha önce uzay alanında yapılan araştırmalardan doğdu. Uzay, ekonomik açıdan çok değerli. Küresel uzay ekonomisi bugün 600 milyar dolar büyüklüğünde, yakında 1 trilyon dolara çıkacak. Biz yenilikçi teknolojilerin üreticisi olarak bu ekonomiden pay almayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Astronot çağrısına 30 binden fazla başvuru

Uzayın aynı zamanda stratejik açıdan da çok değerli olduğunun altını çizen Kacır, tüm akıllı uçakların, atılan tüm akıllı füzelerin hangi anda hangi noktada olduklarının uydulardan öğrenildiğini belirtti. Milli Uzay Programının tüm projelerinin bir bir gerçekleştirildiğini ifade eden Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı’nın yol hikâyesini anlattı. Kacır, “2021 yılında Cumhurbaşkanımız o programı ilan ederken bir hedefi daha ortaya koydu. ‘Artık vakti geldi, bir vatandaşımızı ay yıldızlı bayrağımızla uzaya göndereceğiz’ dedi. 2022 yılının Nisan ayında astronot çağrısına çıktık. 30 binden fazla vatandaşımız başvurdu. Pek çok test ve eleme süreci gerçekleştirildi. Nihayetinde uzun yıllar Türkiye’nin semalarında çelik kanatları uçuran jet pilotu Alper Gezeravcı, ay yıldızlı bayrağımızla birlikte uluslararası uzay istasyonuna gitti” dedi.

“Gerçekleştirilen uzay yolculuğu bir bilim misyonuydu”

Gezeravcı’nın uzay yolculuğunun turistik bir seyahat değil, bir bilim misyonu olduğunu hatırlatan Kacır, sözlerine şöyle devam etti:

“Zira gidilen yer bir turistik adres değil, aslında bir araştırma laboratuvarı olan Uluslararası Uzay İstasyonuydu. Bugüne dek 20’den fazla devlet uzay misyonlarıyla uluslararası uzay istasyonlarında 3 bine yakın bilimsel araştırma gerçekleştirildi. Türkiye, bilim insanlarımızın, üniversitelerimizin hazırladıkları araştırmaları, deneyleri uluslararası uzay istasyonlarında gerçekleştirerek bu yarışa dahil olmuş oldu. 2022’nin Nisan ayında, astronot çağrısının akabinde, iki ay sonra bilimsel araştırma çağrısına çıktık. Üniversitelerimize, araştırma merkezlerimize, enstitülerimize astronotumuzun uluslararası uzay istasyonunda gerçekleştirmesi için hangi deneyleri teklif ettiklerini sorduk. Pek çok teklif geldi. Türkiye Uzay Ajansı ve TÜBİTAK, araştırma tekliflerini değerlendirdi. Nihayetinde 12 bilimsel araştırma deneyini Uluslararası Uzay İstasyonunda gerçekleştirmek üzere tanımladı. Ayrıca Muş Bilim ve Sanat Merkezinin ortaokul öğrencileri öğretmenleri ile bir deney hazırlamış ve başvurmuşlar. Türkiye Uzay Ajansı ve TÜBİTAK’ın hakemleri onların da tekliflerini değerlendirdi. Bu proje de diğer projelere dâhil edildi ve Gezeravcı Türk bilim insanlarının hazırladıkları projeleri başarıyla gerçekleştirdi.”

Uzay alanında 10 hedef

Türkiye’nin İlk Astronotu Alper Gezeravcı konuşmasında, astronot olarak seçilme sürecini, uzay görevi sırasında gerçekleştirilen bilimsel deney ve araştırmalarını, bilim ve teknoloji alanındaki Türkiye’deki gelişmelere ilişkin anekdotlarını öğrencilerle paylaştı. 2018 yılının Aralık ayında, Türkiye Cumhuriyeti’nin almış olduğu kararla Türkiye Uzay Ajansının kurulduğunu belirten Gezeravcı, “Ülkemizin bulunduğu coğrafi konuma en yakın noktada uzay faaliyetlerini farklı çatı organizasyonları adı altında yürüten diğer ülkeler arasında uzay ajansı en son kurulan ülkeyiz. Sadece 2 yıl hazırlık sürecinin ardından 2021 yılının Şubat ayında Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bu çatı organizasyonumuz Uzay Ajansı tarafından oluşturuldu. Türkiye Cumhuriyetimizin uzay alanında almış olduğu 10 hedef halkımızla paylaşıldı” diye konuştu.

Astronot olma kararını ve başvuru sürecini anlatan Gezeravcı, şunları kaydetti:

“2022 yılının Mayıs ayında Adana-İncirlik Hava Üssünde F-16 pilotu olarak görev yapıyordum. Gece 23.30’da uçuştan geldiğimde haber kanalında Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu için astronot seçim sürecinin başlatıldığı haberini dinledim. Müthiş derecede mutlu oldum. O güne kadar küçük yaştan itibaren gökyüzüne uçan objenin uçak olduğunu anneannesinden öğrenen, uçağın içerisinde görev yapan kişinin pilot olduğunu bilmeden havacılığın hayali ile yetişmiş, geçen yıllar içerisinde bu hayalin peşinden yürüyebilmiş, hem sivil havacılıkta hem de askeri havacılıkta çeşitli uçaklarla uçabilmiş bir kardeşiniz olduğum halde iş uzay konusuna geldiği zaman bir adım geri atıp boynumu bükmek zorunda kalıyordum. Çünkü, bana göre bu hayal o güne kadar başka milletlerin ve başka milletlerin çocuklarının hayaliydi. Bir şeyi hayal edebilmek güzel ama hayal dünyasında yaşamak bambaşka bir şey, dolayısıyla zihnimde gerçekleştirilmesi mümkün olmayan, bana göre imkansız olduğunu düşündüğüm bir işi hiçbir zaman hayalime taşımadım. Ertesi sabah kalktığımda aynı haberleri bir kez daha izledim. Bunun üzerine süreci yürüten Türkiye Uzay Ajansımızın kontrolünde TÜBİTAK’ın sitesinden ilgili kriterleri okumaya başladım. Listenin sonuna geldiğimde herhangi bir eksiğimin olmadığını gördüm. 3 haftanın sonunda başvurumu gerçekleştirdim.  Başvurumu yaptıktan sonra sürecin başlangıcından itibaren 8 aylık bir süreç geçti. Bu 8 ayın içerisinde yoğun olarak süreç Ankara ve Eskişehir’de yürütüldü. Ankara’daki süreçlerde bilişsel, psikolojik, psiko-motor, fizyolojik, sağlık ve spor testlerinden geçtik. Bunun haricinde Eskişehir’de, Hava Kuvvetlerine ait fizyolojik eğitim merkezinde basınç testlerinden geçtik. Netice itibariyle 2022 yılının son günlerinde bana görev tebliğ edildi.”

“Amerika Birleşik Devletlerindeki eğitimler çok yoğundu”

6 Şubat 2023 depreminin ardından eğitimlerin Nisan ayına ertelendiğini söyleyen Gezeravcı, “Nisan ayının başında Amerika Birleşik Devletlerine hareket ettik. Amerika Birleşik Devletlerindeki programımızın içeriği hakikaten çok yoğundu. Gider gitmez faaliyetlere başladık. Eğitim faaliyetlerinin ana başlangıç noktası NASA merkezinin bulunduğu Houston kentiydi. Burada 3 haftalık eğitimin ardından Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bu programın halkımızla paylaşılma günü geldi. 29 Nisan 2023 tarihinde Cumhurbaşkanımız tarafından TEKNOFEST’te yapılacak açıklama için ülkemize geldik ve 24 saat kaldıktan sonra NASA’ya tekrar geri döndük” ifadelerini kullandı. Eğitimin çok farklı bileşenleri olduğunu dile getiren Gezeravcı, “NASA’nın merkezinde o görevi icra ettiğimiz Uluslararası Uzay İstasyonunun birebir bir modeli vardı. Bütün eğitimler orada gerçekleştiriliyor. Roket ve kapsülün eğitimleri California’da gerçekleşti, fırlatması ise Florida’daki fırlatma rampasından gerçekleşti. İniş sonrası acil durum eğitimlerini de yine Florida’da tamamladık” dedi.

“10 kişi, 10 günlüğüne hayatta kalma kursuna katıldık”

Astronot eğitimleri kapsamında önemli eğitimin birinin de AXIOM 3 adı altında bir görevle gerçekleştirildiğini kaydeden Gezeravcı, “Houston’daki kontrol merkezinde bu görevi destekleyen yer ünitelerinin bazı yönetici ve çalışanlarının katılımıyla toplam 10 kişi, 10 günlüğüne Amerika’nın Kuzeybatısında Pasifik Okyanusunun içerisinde bir adalar topluluğunun etrafında hayatta kalma kursuna katıldık. Bu hayatta kalma kursu esnasında yapılmak istenen, 4 astronotun sınıf ortamında çok iyi görünen, her şeyin yolunda gittiği uyum sürecinin, doğanın kontrol edilemeyen şartlarında doğanın değişkenliği arasında da hakikaten sürdürülüp sürdürülemediğinin kontrol edilmesiydi. Astronot eğitimlerini bu şekilde tamamlamış olduk” şeklinde konuştu.

“14 günlük karantina sürecine girdim”

Bilim süreçleri eğitimlerinin de olduğunu belirten Gezeravcı, eğitimlerle ilgili şunları söyledi:

“Bu eğitimlerin akışı esnasında sık sık Türkiye’ye gelip gitme ihtiyacı oldu. İlk gelişimizde deneyleri ortaya koyan bilim insanlarımızın kendi şehirlerinde kendi laboratuvarlarında baştan sona bu deneyleri çalıştık. Amerika’ya geri döndük, tekrar ikinci defa geldik. Bu kez hocalarımızla Ankara’da deney düzenekleri ile birlikte tekrar toplandık. Onlarla birlikte TÜBİTAK Uzay’ın testleri içinde bütün deney süreçlerini baştan sona tekrar çalıştık. Üçüncü kez hocalarımızla birlikte Amerika Birleşik Devletlerine gittik ve deney düzeneklerimizi baştan sona tekrar orada çalıştık. Son olarak dördüncü kez görev öncesi 14 günlük karantina sürecine girdim. Uzaya herhangi bir hastalık taşımamak için yasal bir zorunluluk.  Bu karantina sürecinde hocalarımızla birlikte her gün bir deney olacak şekilde deneyleri baştan sona çalıştık. Bu süreçlerle birlikte görev hazırlığımız tamamlandı, fırlatma sürecini beklemeye başladık.”

Arma tasarlandı

Havacılık geleneklerinden bir tanesinin arma olduğunu belirten Gezeravcı, “İlk defa yapılan bir görev, yeni açılan bir filo ya da ilk defa icra edilecek spesifik bir göreve yönelik olarak görev arması tasarlanır. Bu, görevin adı soyadı niteliğindedir. O, görevin kimlik kartıdır. Dolayısıyla bizim tarihimizde ilk defa icra edilecek bu göreve; şanlı tarihimizden feyz aldığımızı ortaya koyacak, bu görevin gelecek nesillere ilham kaynağı olacak şekilde gururla temsilini sağlayacak bir armaya ihtiyacımız vardı. Hazırlanan arma, havacılıkta yaygın kullanılan şekillerin haricinde ayrıca NASA’nın 60 yıla yakın görev süresince kullanmış olduğu arma dizaynlarının içerisinde sekizgen olarak dizayn edilmiş ilk armaydı ki ben de görev boyunca bu armayı gururla taşıdım” diye konuştu.

Roketin fırlatılma zamanının geciktiğini ifade eden Gezeravcı, “18 Ocak sabaha karşı fırlatılmamız planlanıyordu. Son 12 saatin içerisinde bize gelen bir haberle görevimizin 24 saat ötelendiği bilgisine ulaştık. Bu, havacılığın içerisinde de çok normal, işin doğasında olan bir şey. Bu gecikme hiçbir şekilde en ufak kaygıya, endişeye sebep olmadı. Bize ekstradan bir gün daha hazırlık yapmaya vesile oldu. Bir gün sonra fırlatılma için bulunduğumuz karantina tesisinden Kennedy Uzay Merkezine hareket ettik. 90 derece dik bir fırlatma operasyonu içerisinde hız kesmeden sürekli sürat arttırmaya devam etti. 53 saniye sonra ses hızını geçmişti. Roketin yanma reaksiyonları yeryüzündeki uçakların yanma reaksiyonlarından farklı gerçekleşiyor. Bu sebeple de o roket ve kapsülün üzerinde bazı farklı stresler farklı basınç noktaları gerçekleşiyor” dedi.

Ay’a lojistik üs kurulacak

600 milyar dolar olan uzay ekosisteminin 2030 yılında 1,7 trilyon dolar olacağını dile getiren Gezeravcı, “İnsanoğlu Mars’a gidişi kafaya koymuş durumda. 10-15 yıl sonra yaşayacağınız bazı gelişmeleri bugün duyduğunuzla birleştirin. Bu, Mars’a erişim noktasında en kritik ara adımlarından bir tanesi olan Ay’da lojistik bir üssün kurulmasıdır. Çünkü Mars’a yolculukta, insanoğlunun önüne çıkan zorluklar itibariyle bir ara istasyon olarak Ay’da bütün lojistiğin sağlanıp oradan bu görevlerin gerçekleştirilmesi planlanıyor. Mars’a ilişkin planlar bu ara adımın oluşturulmasından sonra gerçekleştirilecek” ifadelerini kullandı.

Space X uçuş rekoru kırdı

Space X firmasının bugüne kadar gerçekleştirdiği hem gidişteki hem dönüşteki en uzun insanlı uçuş rekorunu kırdığını belirten Gezeravcı, uçuş sürelerinin değişimine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

KAPLICALAR EMEKLİLERE ÜCRETSİZ OLDU KAPLICALAR EMEKLİLERE ÜCRETSİZ OLDU

“Uzay istasyonuna eğer ayın 18’i sabahında gitseydik uçuşumuz 16,5 saat planlanıyordu. Bir gün gecikti, uçuş süremiz 36,5 saat oldu. Keza dönüşte planlı tarihimizde dönebilseydik uçuş süremiz 9 saatti. Sadece 1 gün gecikseydik, ertesi gün gelebilseydik uçuş saatimiz 4 saat olacaktı. Biz 5 gün geciktik, uçuş saatimiz 48 saat oldu. Space X firmasının hem gidişteki hem dönüşteki bugüne kadar gerçekleştirdiği en uzun insanlı uçuş rekorunu kırmaya vesile oldu.”

“Bütün deneyleri 14 gün içinde tamamladık”

14 gün boyunca Uzay’da yaptığı deneyler hakkında bilgiler veren Gezeravcı, deneyler hakkında şunları söyledi:

“Oryantasyon sorunu yaşamadan, birinci saatten itibaren deneylerimizi uygulamaya başlama imkânı buldum. Seçilen deneyler sadece öylesine deney yapmış olmak için seçilen deneyler değildi. Ülkemizin hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik altyapı teşkil edecek deneyler seçildi. İlk birinci saatin içerisinde ‘uzman’ isminde deneyimiz vardı. Uzman isimli deney TÜBİTAK MAM tarafından oluşturulmuş bir yaşam destek ünitesidir. Bilim insanlarımızın Antarktika’dan getirdikleri yosunları biz uzaya götürdük. Bu yosunlar fotosenteze, karbondioksitten oksijen üretilmesine ormanlardan daha fazla katkı sağlayan bir organizmadır. Biz uzay istasyonunda filtrelerle dolaşıma soktuğumuz yosunlarla bir yaşam destek ünitesini çalıştırdık. İstasyon içerisinde karşılaşılan ortalama karbondioksit miktarının 5 katı yoğunlaştırılmış karbondioksiti uyguladık. Dünyada elde ettiğimiz sonuçlarla eş değer sonuçlara ulaştık. Bir başka deneyimiz ise insanoğlu 1969 yılında ilk defa Ay’a gitti. Ay yüzeyinden numuneler gelmiş durumda. Ay’ın yüzeyine ilişkin bir toprak analizi yapıldı. Demir ağırlıklı biraz da zehirli toprak katmanı var. Normal bitkilerin yetişmesine elverişli değil. Ay ve Mars’ta kurulacak yaşam döngülerine ilişkin dünyadan götürebilecek orada büyümesini devam ettirecek bitkiler aranıyor. Tuz Gölü Bölgesinde ender olarak yetişen Schrenkiella Parvula bitkisi var. Bu bitkinin özelliği tuzlu ortamda büyümeye devam edebilmesidir. Mars yüzeyinin normal toprak yapısında yetişmeyen bu bitkinin hayatta kalıp kalamayacağına dair bazı deneyler gerçekleştirdik.  14 günlük bir deney süreci yürüttük. 2026-2028 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti olarak Ay’a erişmeyi hedefliyoruz. Ay’a erişirken de kullandığımız roketi başka ülkeden değil kendi yaptığımız roketle gerçekleştirmek istiyoruz. Bu roketi de kendi motorumuzla uçurmak istiyoruz.  Hocalarımızın geliştirmeye çalıştığı hibrit motor modeli var. Hibrit yakıt kullanılıyor. Bizim yaptığımız bir başka deney içerisinde ise akışkan ortamda katı parçacıkların ne derece homojen dağılım gösterip göstermediğini kayıt altına aldık. Başka deneyler de yaptık; kanser tedavisi için, farklı alanlarda savunma sanayimize de katkı sağlayacak farklı deneyler de çalıştık. Farklı alaşımların üretilmesi konusunu da çalıştık.  Propolis deneyini de çalıştık. Bütün deneylerimizi 14 gün içerisinde aksilik yaşamadan tamamladık.”

Gezeravcı, Türkiye’nin uzaya insanını ulaştırabilmiş 22. ülke, kendi imkânlarıyla haberleşme uydusunu yapıp uzaya gönderebilen 11. ülke olacağını da sözlerine ekledi.

Program, Gezeravcı’nın öğrencilerle fotoğraf çekilmesiyle sona erdi.

 Türkiye’nin İlk Astronotu Alper Gezeravcı,  AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş’ı ziyaret ederek şeref defterini imzaladı.